Ertuğ & Partners
← Blog
06 Temmuz 20262026 Q3

Marka ve Patent Portföy Yönetiminde 2026 Stratejileri: Kurumsal Koruma ve Uyuşmazlık Çözümü

Fikri Mülkiyet (IP)Marka PatentSınai Mülkiyet Hukuku

Günümüzde bir şirketin piyasa değerini belirleyen ana unsur, sahip olduğu fabrikalar veya gayrimenkuller değil; tescil ettirdiği markaları, algoritmaları, tasarımları ve patentleridir (İntangible Assets). Ancak Türkiye'de yüzlerce şirket, "Markayı/Patenti bir kez tescil ettirdik, iş bitti" yanılgısıyla hareket etmekte ve bu rehavet sebebiyle milyarlık yatırımlarını "Marka İhlalleri" (Infringement) veya iptal davaları sonucu rakiplerine kaptırmaktadır.

Ertuğ & Partners olarak, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ve TÜRKPATENT'in 2026 yılı güncel uygulamaları çerçevesinde; şirketlerin fikri mülkiyet (IP) portföylerini sadece tescil etmekle kalmayıp nasıl "Savunacakları" ve uyuşmazlık anında nasıl aksiyon alacaklarını mercek altına alıyoruz.

1. Zayıf ve Aşırı Geniş Başvuru Tuzağı

Türkiye'de sınai mülkiyet haklarının korunması tamamen "Tescil İlkesine" dayanır. Noterden onaylattığınız veya fiilen yıllardır kullandığınız bir isim, TÜRKPATENT sicilinde sizin adınıza kayıtlı değilse hukuken hiçbir ağır yaptırım gücü yoktur.

  • Sınıflandırma (Nice) Hatası: Şirketler marka başvurularında sırf "her yeri kaplayalım" mantığıyla faaliyet göstermedikleri sınıflarda (örneğin yazılım firmasının tekstil sınıfında) da başvuru yapmaktadır. Sınıf sayısını şişirmek bir mutlak ret sebebi değildir, zira SMK m.5'teki mutlak ret sebepleri işaretin kendisine ilişkindir (ayırt edici olmaması, tanımlayıcı olması gibi); ancak fazladan sınıf hem başvuru maliyetini artırır, hem o sınıflarda önceki hak sahiplerinin itirazına açık hâle getirir, hem de beş yıl sonunda kullanılmayan sınıflar bakımından markayı iptal talebine hedef eder.
  • Tavsiye: Başvuru dar, hedef odaklı ancak şirketin 5 yıllık ticari vizyonunu kapsayacak (Domain ve Sosyal Medya isimleriyle paralel) şekilde stratejik olarak yapılmalıdır.
  • 2. Portföy Savunması: "Bülten İzleme" ve İtiraz Sınırı

    Dünyanın en iyi markasını tescil etmiş olabilirsiniz, ancak bu, rakiplerinizin sizin markanızın 1-2 harfini değiştirerek veya logonuza benzeyen görsellerle (İltibas) TÜRKPATENT'e sinsice başvuru yapmayacakları anlamına gelmez.

  • Resmi Kurum Sizi Uyarmaz: TÜRKPATENT, her yeni başvuru geldiğinde size özel bir bildirim mektubu göndermez. Sizin adınıza benzeyen bir markanın ilana çıkıp çıkmadığını bulmak sizin (veya avukatlarınızın) sorumluluğundadır.
  • 2 Ay Kuralı (SMK m. 18): Resmi Marka Bülteni'nde yayımlanan rakip/benzer markalara itiraz etmek için sadece ve sadece 2 Aylık yasal süreniz vardır (Makbuz veya mazeret kabul edilmez). Bu 2 ayı kaçırırsanız, rakip o markayı tescil eder. Sonrasında onu sildirmek için en az 2 yıl sürecek masraflı bir "Hükümsüzlük Davası" açmak zorundasınız. Düzenli marka izleme (Watch) algoritmaları bu yüzden portföy yönetiminin belkemiğidir.
  • 3. Kullanma Yükümlülüğü: 5 Yıl Kuralı (İptal Davası)

    Piyasada çok bilinmeyen ancak holdingleri en çok sarsan kuraldır. Bir markayı tescil ettirip o isimle pazara hiçbir ürün çıkarmaz veya hizmet vermezseniz (Sadece ismi bloke edeyim niyetiyle); tescil tarihinden itibaren 5 yılın dolmasıyla marka tehlikeye girer.

  • SMK m. 9 gereğince marka, tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmaksızın kullanılmazsa veya kullanıma beş yıl kesintisiz ara verilirse iptal edilebilir.
  • Usul 2024'te değişti. En sık atlanan nokta budur. Kullanmama nedeniyle iptal talepleri artık mahkemede görülmüyor. SMK m.26'nın yürürlüğe girdiği 10 Ocak 2024 tarihinden itibaren iptal yetkisi TÜRKPATENT'e geçmiştir; ilgili kişiler iptal talebini doğrudan Kuruma yapar ve süreç idari yolla yürür. Amaç, kullanılmayan markaların yıllar süren davalara gerek kalmadan sicilden çıkarılabilmesidir. Marka sahibi, talebin kendisine tebliğinden itibaren tanınan sürede kullanımını fatura, tanıtım ve satış belgeleriyle ispatlayamazsa marka iptal edilir.
  • Bu değişiklik iki yönlü çalışır: portföyünüzdeki kullanılmayan markaları çok daha hızlı kaybedebilirsiniz, ancak rakibin uyuyan markasını da aynı hızla temizletebilirsiniz. (Markanın baştan itibaren tescil edilmemesi gerektiği iddiasına dayanan hükümsüzlük davaları ise mahkemenin görevinde kalmaya devam etmektedir.)
  • 4. Patent Stratejisi: Gizlilik mi, Tescil mi?

    Buluş yapan bir şirketin iki yolu vardır:

  • Eğer buluş (Örneğin Coca Cola'nın formülü) rakipler tarafından "Tersine Mühendislikle (Reverse Engineering)" anlaşılamayacak bir şeyse, patent almak yerine bunu "Ticari Sır (Trade Secret)" olarak şirket içinde saklamak daha mantıklıdır. (Çünkü patenti aldığınızda tüm mekanizmanın teknik çizimlerini dünya kamuoyuna açıklamak zorundasınız).
  • Ancak teknik bir motor veya kod mimarisiyse; yenilik, sanayiye uygulanabilirlik ve buluş basamağı testlerini geçerek tescile (Patent veya daha hızlı olan Faydalı Model) gitmelidir.
  • 5. İhlal Durumunda Saha Operasyonu: Delil Tespiti ve İhtiyati Tedbir

    Bir rakibinizin sizin markanızı, patentinizi veya tasarımınızı direkt olarak taklit ettiğini (Örn: E-ticaret sitelerinde sahte satış) fark ettiğiniz an, hemen avukata gidip "Tazminat davası açalım" demek en büyük stratejik hatadır.

    1. Baskın (Delil Tespiti): Dava açtığınızı duyan karşı taraf, 1 saat içinde tüm e-ticaret sayfalarını siler, depodaki sahte malları kaçırır ve ortada ispatlanacak ihlal/zarar kalmaz. HMK m.400 uyarınca delil tespiti istenebilir; delilin hemen tespit edilmemesi hâlinde kaybolacağı veya ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ihtimali varsa hukuki yarar var sayılır. E-ticaret ilanlarının silinebildiği, stokun taşınabildiği bu tür dosyalarda koşul tipik olarak gerçekleşir. Tespit, hâkim ve bilirkişi marifetiyle depoda veya sunucu üzerinde yapılır. Karşı tarafa önceden haber verilmeksizin tespit yapılması ise istisnai bir imkândır; talep bu yönde açıkça kurgulanmalı ve delilin kaybolma riski somut olarak ortaya konmalıdır.

    2. İhtiyati Tedbir ve Elatmanın Önlenmesi: Malların veya sitenin satışa devam etmesi engellenmeli, piyasadan toplatma (Tedbir) kararı alınmalıdır.

    3. Zararın Hesabı: Son aşamada karşı tarafın bu taklit ürünlerden elde ettiği tüm haksız kâr, tazminat olarak kuruşu kuruşuna şirkete icra yoluyla geçirilmelidir.

    Bu analitik makale SMK mevzuatı ışığında bilgilendirme amacı taşımakta olup, markalarınızın ve patentlerinizin risk yönetimine dair bağlayıcı veya garantili bir hukuki danışmanlık mahiyeti taşımaz.

    Son güncelleme: 10 Ağustos 2026.