Ertuğ & Partners
← Blog
11 Mayıs 20262026 Q2

Gayrimenkulde 2026 Kira Artış Tavanı ve Uyuşmazlık Yönetimi (TÜFE Sınırı)

Eşya HukukuGayrimenkul HukukuKira Tespiti

Konut ve işyeri kiralarındaki fiyat dalgalanmalarını dizginlemek amacıyla getirilen "Tavan Sınırı" uygulamaları, gayrimenkul hukuku zemininde her iki taraf için de öngörülemezlikler yaratmıştı. 2022 ile 1 Temmuz 2024 yılları arasında konut kiralarına uygulanan katı "%25 Zam Tavanı" sınırlamasının sona ermesinin ardından piyasa, Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) asli ve kalıcı standartlarına geri dönmüştür.

2026 yılı itibarıyla tahliye, kira tespiti ve uyarlama davalarında artış yaşanırken; Ertuğ & Partners olarak kiraya veren (ev sahibi) ile kiracı arasındaki kira sözleşmelerinin TÜFE ekseninde nasıl şekillenmesi gerektiğini özetledik. (Terim notu: Türk Borçlar Kanunu'nda kiralayan ile kiraya veren aynı tarafı, yani mülk sahibini ifade eder; karşı taraf kiracıdır.)

Mevcut Hukuki Çerçeve: Yasal Zam Sınırı Nedir?

Kira artış oranlarının temel yasal dayanağı Türk Borçlar Kanunu madde 344’tür. Mevzuata göre tarafların kira yenileme dönemlerindeki artış anlaşmaları, bir önceki kira yılında açıklanan "TÜFE'nin (Tüketici Fiyat Endeksi) 12 Aylık Ortalamasını" kesinlikle geçmemek koşuluyla geçerlidir.

  • 2026 tarihi itibarıyla hem konut hem işyeri kiraları için kullanılabilecek tek yasal üst sınır (tavan) 12 Aylık TÜFE Ortalamasıdır.
  • Taraflar sözleşmede TÜFE oranından daha düşük bir oranda zamma anlaşabilirler. Ancak TÜFE 12 Aylık ortalama oranından %1 bile daha yüksek bir zam anlaşması yazılı olarak yapılmış olsa dahi yasaya aykırıdır.
  • Sık Karşılaşılan ve Davaya Dönüşen Uyuşmazlıklar

    1. TÜFE Üzeri Fiili Artış Talebi (Kısmi Butlan)

    Bir ev sahibi, piyasadaki enflasyonu veya bölgesel rayiçleri gerekçe göstererek mevcut kiracısından yasal tavanın (12 aylık TÜFE ortalaması) üzerinde bir artış talep ederse, kiracı bunu reddetme hakkına sahiptir.

  • Hukuki Durum: Kira sözleşmesine "Her yıl enflasyona bakılmaksızın kiraya net %60 zam yapılır" yazılmış ve karşılıklı imzalanmış olsa bile, bu madde Kısmi Butlan (geçersizlik) nedeniyle geçersizdir. Dava durumunda hakim o maddeyi siler ve artışı enflasyon tavanına (12 aylık TÜFE) çeker.
  • Çözüm: Kiracı, sözleşmesi yenilenirken güncel yasal TÜFE sınırını (12 aylık ortalama oranı) hesaplayarak yatırdığı tutarı, dekonta "kira bedeli artış açıklaması" olarak yazmalıdır. Kiraya verenin bunu reddetmesi durumunda kiracı borçlu temerrüdüne düşmez, kiralayan mecburen Sulh Hukuk Mahkemesi'nde dava açmak zorundadır.
  • 2. Beş Yılı Dolduran Sözleşmelerde "Kira Tespit Davası" (TBK m. 344/3)

    Kanun koyucu, uzun süren yüksek enflasyon dönemlerinde mevcut kiracıların, o bölgeye yeni taşınanların ödediği kiranın çok çok altında (rayicin komik rakamlarında) kalmasını önlemek için 5. Yıl Kuralını getirmiştir.

  • Kira ilişkisi 5 tam yılı doldurduğu andan itibaren, kiraya veren (ev/işyeri sahibi) doğrudan "Kira Bedelinin Tespiti Davası" açarak TÜFE tavan sınırını kırabilir. Bu davalarda Hakim, TÜFE sınırına bakmaz. Hakim, evin durumuna, bölgedeki yeni kiralama (emsal rayiç) bedellerine bakar ve eski kiracıya "Hak ve Nesafet" indirimi (yargıtay uygulamasıyla genelde %10-20 indirim) uygulayarak, kirayı bir anda piyasa rakamlarına çıkarır.
  • Yeni 2024-2026 Uygulaması: Mahkemelerin yükünü azaltmak için 7445 sayılı Kanun ile getirilen "Zorunlu Arabuluculuk" şartı aktiftir. Kira tespit veya tahliye davaları açılmadan önce Adliye arabuluculuk bürosuna başvurulmazsa dava usulden reddedilir.
  • 3. "Aylık Enflasyon" ile "12 Aylık Ortalama" Karmaşası

    Kira kontratı hazırlarken piyasada en sık yapılan ve mahkemelik olan basit bir hata vardır. Vatandaşlar zam yapacakları ay haberlerde açıklanan "Aylık TÜFE (O ayın fiyat artışı)" veya "Yıllık TÜFE" rakamlarını zama baz alır. Oysa kira zammı sadece TÜİK bültenindeki "TÜFE On İki Aylık Ortalamalara Göre Değişim" sütunundaki orana göre artırılabilir.

    4. Kiranın Döviz Cinsinden veya Dövize Endeksli Belirlenmesi

    Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar'a ilişkin Tebliğ'in 8. maddesi uyarınca, Türkiye'de yerleşik kişilerin kendi aralarında akdedecekleri, konusu yurt içindeki gayrimenkuller olan konut ve çatılı işyeri dâhil kiralama sözleşmelerinde bedelin döviz cinsinden veya dövize endeksli kararlaştırılması yasaktır.

    İstisnalar dar ve net tanımlıdır; "işin içinde yabancı varsa serbest" şeklindeki genelleme yanlıştır. Döviz kararlaştırılabilmesi için kiracı tarafın şunlardan biri olması gerekir: Türkiye Cumhuriyeti ile vatandaşlık bağı bulunmayan, Türkiye'de yerleşik kişiler; ya da dışarıda yerleşik kişilerin Türkiye'deki şube, temsilcilik ve irtibat büroları ile bunların doğrudan veya dolaylı olarak yüzde elli ve üzerinde pay sahibi olduğu şirketler ve serbest bölge şirketleri. Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan belgeli konaklama tesislerinin işletilmek üzere kiralanması ile gümrüksüz satış mağazalarının kiralanması ise ayrı birer istisnadır.

    İhlalin sonucu sözleşmenin tümüyle geçersizliği değildir: Tebliğ, döviz kararlaştırılması mümkün olmayan sözleşmelerdeki bedellerin Türk parası olarak taraflarca yeniden belirlenmesini zorunlu kılar. Taraflar anlaşamazsa Tebliğ'de yazılı formül devreye girer: bedel, 2 Ocak 2018 tarihli Merkez Bankası efektif satış kuruyla TL'ye çevrilir ve o tarihten yeniden belirleme tarihine kadar TÜFE aylık değişim oranlarıyla artırılır. Ayrıca 1567 sayılı Kanun m.3 kapsamında idari para cezası gündeme gelebilir.

    Arabuluculuk ve Mahkeme Süreci İçin Stratejik Tavsiyeler

    Mülk Sahibine (Kiraya Veren) Tavsiyeler:

  • 5 yılını dolduran kiracılarda zammı "sözlü" talep etmek yerine derhal Arabuluculuk sürecini başlatın. Kira Tespit davaları ortalama 1.5-2 yıl sürmekte olup mahkemeden karar çıkana kadar düşük kira tahsil edersiniz ancak karar kesinleştiğinde aradaki devasa fark geriye dönük faiziyle ödenir.
  • TBK m.347 uyarınca, konut ve çatılı işyeri kiralarında kiraya veren, on yıllık uzama süresinin sonunda sözleşmeyi sebep göstermeksizin sona erdirebilir. Buradaki hesap sık yanlış yapılır: on yıl, sözleşmenin başlangıcından değil, belirli süreli sözleşmenin bitiminden sonra başlayan uzama döneminden itibaren sayılır; bir yıllık ilk dönem eklendiğinde bu hak pratikte on birinci yılın sonunda doğar. Ayrıca fesih kendiliğinden sonuç doğurmaz: bu süreyi izleyen her uzama yılının bitiminden en az üç ay önce yazılı bildirimde bulunulması, kiracı çıkmazsa tahliye davası açılması gerekir.
  • Kiracıya Tavsiyeler:

  • Yasal tavanın (12 aylık TÜFE ortalaması) üzerinde ödeme yapmak zorunda bırakıldıysanız, bu fazla ödemelerin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre (TBK m.77 vd.) geri istenmesi gündeme gelebilir. Ancak bu yolun iki ciddi engeli olduğu baştan bilinmelidir:
  • TBK m.78: Borçlu olmadığı bir edimi isteyerek yerine getiren kişi, ancak yanılgıya düştüğünü ispat ederse geri isteyebilir. Fazla zammı bilerek ve itiraz kaydı koymadan yıllarca ödeyen kiracı, bu hükümle karşılaşır.
  • Zamanaşımı: Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem, hakkın öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (TBK m.82). "Taşındığımda toplu dava açarım" yaklaşımı, ilk yılların alacağını zamanaşımına uğratabilir.
  • Doğru yöntem: Fazla ödemeyi sessizce yapmak yerine, ödemeyi ihtirazi kayıtla (fazlaya ilişkin haklarımız saklıdır şerhiyle) gerçekleştirmek ve dekonta yazmak, hem TBK m.78 engelini aşmayı hem de alacağı zamanaşımından korumayı sağlar.
  • Bu analiz mülk sahipleri ve kiracılar nezdinde salt temel hukuki bilgilendirme amacıyla kaleme alınmış olup bir yetkili merci mütalaası niteliği arz etmemektedir.

    Son güncelleme: 10 Ağustos 2026.