Ertuğ & Partners
← Blog
27 Temmuz 20262026 Q3

Ticari Uyuşmazlıklarda Mahkemelere Veda: Arabuluculuk ve Tahkimin (ADR) Altın Çağı

Ticaret HukukuAlternatif Uyuşmazlık Çözümü (ADR)ISTAC / ICC Tahkimi

Türkiye'deki idari ve ticari mahkemelerin aşırı iş yükü nedeniyle felç durumda olduğu bir sır değildir. Ortalama bir ticari davanın veya menfi tespit davasının ilk dereceden başlayıp Yargıtay'da kesinleşmesi 3 ila 5 yıl arasında sürmektedir. Bu yavaşlık, enflasyonist ortamlarda paranın zaman değerini (Time Value of Money) sıfıra indirmekte ve haklı çıkan şirketi bile "Geç Gelen Adalet" nedeniyle fiilen zarara uğratmaktadır.

Ertuğ & Partners olarak, yerli ve uluslararası müvekkillerimizin sözleşmelerini hazırlarken "Devlet Mahkemelerini (Litigation)" her zaman en son çare olarak kurguluyor; ticari hızı ve şeffaflığı sağlayan Alternatif Uyuşmazlık Çözüm (ADR - Alternative Dispute Resolution) mekanizmalarını zorunlu madde olarak sözleşmelere entegre ediyoruz.

1. Yeni Çağın Ön Şartı: Zorunlu Arabuluculuk (Mediation)

Eskiden mahkemeye doğrudan dava açılabilen "Ticari Satımlar, Çek-Senet davaları, Kira Tahliyeleri, İşçi-İşveren alacakları ve Tüketici davaları", artık doğrudan mahkemeye götürülemez.

  • 6325 sayılı Kanun ve TTK 5/A maddesi ile Zorunlu Dava Şartı Arabuluculuk getirilmiştir. Taraflar mahkemeden önce devlet tarafından atanan veya kendi seçtikleri bir "Arabulucu" masasına oturmak zorundadır. Doğrudan dava açarsanız, dava usulden reddedilir (Dava Şartı Yokluğu).
  • Gizliliğin Gücü: Mahkemeler şeffaftır, rakipleriniz ve medya davanızı izleyebilir (Ticari itibar zedelenmesi). Ancak Arabuluculuk tamamen gizlidir; odada konuşulan hiçbir taviz, belge veya zayıflık daha sonra mahkemede "Bakın bunu kabul etmişlerdi" diye delil olarak sunulamaz.
  • İlam Niteliğinde Belge: Arabuluculukta varılan anlaşma "sadece el sıkıştık" anlamına gelmez. Taraflar ve avukatları ile arabulucunun birlikte imzaladığı anlaşma belgesi, icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğinde belgedir (6325 s.K. m.18/4). Bu hâlde borcunu ödemeyen tarafın malvarlığına doğrudan icra takibi başlatabilirsiniz. Anlaşma belgesi bu imza bileşimini taşımıyorsa (örneğin taraflardan biri avukatsız katılmışsa) icraya konulabilmesi için sulh hukuk mahkemesinden icra edilebilirlik şerhi alınması gerekir. Aradaki fark, sürecin başında avukatla katılmanın neden sadece bir tercih değil, sonucu doğrudan etkileyen bir karar olduğunu gösterir.
  • 2. Tahkim (Arbitration): Devletten Bağımsız Özel Yargı

    Sözleşmenizi imzaladınız ve milyon dolarlık mal sattınız. Devlet mahkemelerine gitmek istemiyorsunuz. Çözüm: Tahkim Şartı.

  • Sözleşmeye "Bu sözleşmeden doğacak ihtilaflar ISTAC (İstanbul Tahkim Merkezi) veya ICC (Milletlerarası Ticaret Odası) tahkim kurallarına göre nihai olarak çözülecektir" yazdığınız an, uyuşmazlık devlet yargısından çıkar. İki nüansı bilmek gerekir: mahkeme tahkim şartını resen dikkate almaz; karşı taraf dava açarsa tahkim itirazının ilk itiraz olarak, esasa cevap süresi içinde ileri sürülmesi gerekir, aksi hâlde mahkeme davaya bakmaya devam eder. Ayrıca tahkim şartı, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz yolunu tümüyle kapatmaz. Ancak HMK m.414'ün kurduğu düzen çoğu zaman sanıldığından dardır: kural olarak tahkim yargılaması sırasında ihtiyati tedbire hakem veya hakem kurulu karar verir. Mahkemeye başvurmak, ancak hakem kurulunun zamanında ya da etkin olarak hareket edemeyeceği hâllerde mümkündür; bu hâller yoksa başvuru, yalnızca hakem kurulundan alınacak izne veya tarafların bu konudaki yazılı sözleşmesine dayanılarak yapılabilir. Buna karşılık tahkim yargılaması başlamadan önce mahkemeden tedbir istenmesi bu sınırlamaya tabi değildir ve tahkim anlaşmasına aykırılık sayılmaz.
  • Uzmanlık Avantajı: Devlet hakimi aynı gün içinde hem bir hırsızlık, hem bir boşanma, hem de devasa bir IT Yazılım kodlama davasına bakabilir. Tahkimde ise Hakemi (Karar vericiyi) SİZ SEÇERSİNİZ. İnşaat davanız varsa, karar verici koltuğuna hukuku iyi bilen 30 yıllık Şantiye Baş Mühendisini "Hakem" atarsınız. Kararlar çok daha teknik, adil ve rasyonel olur.
  • Esasa İlişkin Kanun Yolunun Kapalı Olması: Tahkim kararının esası istinaf veya temyiz incelemesine tabi değildir; hakemin olayı yanlış değerlendirdiğini ileri sürerek dosyayı üst mahkemeye taşıyamazsınız. Buna karşılık kararın hiçbir denetime tabi olmadığı doğru değil: taraflar kararın iptalini isteyebilir. Hangi kanuna tabi olduğunuza göre usul değişir ve bu ayrım pratikte sık atlanır:
  • İç tahkimde (HMK m.439): İptal davası, tahkim yeri bölge adliye mahkemesinde ve kararın taraflara bildirilmesinden itibaren bir ay içinde açılır. Dava açılması kararın icrasını durdurmaz; ancak taraflardan birinin talebi üzerine, hükmolunan para veya eşyanın değerini karşılayacak bir teminat gösterilmesi şartıyla icra durdurulabilir.
  • Milletlerarası tahkimde (MTK m.15): Görevli mahkeme burada da bölge adliye mahkemesidir. Bu nokta sık yanlış bilinir: 2018'de 7101 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önce dava asliye mahkemesinde açılıyordu ve eski bilgi hâlâ dolaşımdadır. Bugün yetkili bölge adliye mahkemesi, Kanun'un 3. maddesi uyarınca yetkili asliye hukuk mahkemesinin bulunduğu yere göre belirlenir. Süre otuz gündür. İç tahkimden ayrılan kritik fark ise şudur: milletlerarası tahkimde iptal davasının açılması, hakem kararının icrasını kendiliğinden durdurur.
  • İptal sebepleri her iki kanunda da sınırlı sayıdadır: tahkim anlaşmasının geçersizliği, hakem seçiminde usulsüzlük, hakemin yetkisini aşması, savunma hakkının ihlali, kamu düzenine aykırılık gibi. Hakemin olayı yanlış değerlendirdiği iddiası bu listede yer almaz.

    Son olarak karar, imzalandığı anda kendiliğinden icraya konulamaz: iptal davası süresi geçtikten, taraflar bu haktan feragat ettikten veya iptal talebi kesin olarak reddedildikten sonra mahkemeden icra edilebilirliğe ilişkin belge alınması gerekir. Yani süreç devlet mahkemelerinden bağımsızdır, ama devlet yargısıyla teması sıfır değildir.

    3. Kademeli Uyuşmazlık Şartı (Önce Uzlaş, Yoksa Tahkim)

    Uluslararası holding sözleşmelerinde en sık kurguladığımız model, uyuşmazlığı basamak basamak yükselten kademeli (multi-tier) uyuşmazlık şartıdır. Literatürde bunun bir de "Med-Arb" adı verilen dar bir türü vardır; orada aynı tarafsız kişi önce arabulucu, anlaşma sağlanamazsa hakem sıfatıyla görev alır. İki modeli karıştırmamak gerekir: Med-Arb'da arabuluculuk aşamasında öğrenilen bilgilerin daha sonra hakem sıfatıyla karar verecek kişide kalması tarafsızlık tartışması doğurur. Aşağıdaki kurguda ise her aşamada farklı kişiler görev alır:

    1. Dostane Müzakere: Taraf şirketlerin doğrudan CEO'ları birbirine ihtarname çeker ve 30 gün içinde birleşme/uzlaşma masasına mecburi olarak oturur.

    2. Arabuluculuk (Mediation): CEO'lar çözemezse, tarafsız bir özel arabulucu (Mediator) devreye girer (Orta yol dener). Süresi 45 Gün ile sınırlanır.

    3. Nihai Giyotin (Tahkim): Eğer arabulucu da çözemezse; artık dosya direkt olarak Tahkim (ISTAC) mahkemesine sevk edilir. Uyuşmazlık devlete adım atmadan, 6-8 ay içinde kökünden çözülmüş olur.

    4. Patolojik (Hasta) Sözleşme Maddeleri Uyarısı

  • Şirket yetkililerinin en büyük hatası, internetten kopyala-yapıştır ile sözleşmenin altına şu maddeyi koymalarıdır: "Uyuşmazlıklarda hem İstanbul Mahkemeleri hem de ICC Tahkimi yetkilidir."
  • Bu madde hukuken Patolojik Madde (Sakat Şart) olarak adlandırılır. Bir sözleşmede hem devlet mahkemesi hem de tahkim yetkilendirilemez. Karşı taraf yetki itirazında bulunduğunda dosya kilitlenir, aylarınız sadece "Davaya kim bakacak" kavgasıyla heba olur.
  • Tahkim şartı yazılırken: "Tahkim yeri, Uygulanacak Hukuk, Hakem Sayısı, Tahkim Dili ve Kurumsal/AdHoc seçimleri" net bir kalemle çizilmelidir.
  • 5. Uluslararası İcra Gücü (New York Sözleşmesi)

    Bir Türk mahkemesinden aldığınız ilamı borçlunun Almanya'daki banka hesaplarına karşı işletmek zordur: yabancı mahkeme kararlarının tenfizi her ülkenin kendi usulüne ve çoğu zaman karşılıklılık şartına bağlıdır, süreç uzar.

    Elinizde bir tahkim kararı varsa tablo değişir. 1958 tarihli New York Sözleşmesi'ne 170'ten fazla devlet taraftır ve sözleşme, yabancı hakem kararlarının tanınması ile tenfizi için ortak ve dar bir çerçeve kurar: tenfiz talebi ancak sözleşmede sayılan sınırlı sebeplerle (geçersiz tahkim anlaşması, savunma hakkının ihlali, kamu düzenine aykırılık gibi) reddedilebilir.

    Burada sık yapılan bir abartıya dikkat etmek gerekir: New York Sözleşmesi size doğrudan haciz hakkı vermez. Kararı icra edebilmek için yine borçlunun malvarlığının bulunduğu ülkede tenfiz kararı alınması gerekir. Sözleşmenin sağladığı şey, bu sürecin öngörülebilir, standart ve esasa girmeyen bir incelemeye indirgenmiş olmasıdır. Tahkimin sınır ötesi ticarette tercih edilmesinin sebebi de budur.

    Bu analitik rapor, Alternatif Uyuşmazlık Çözüm (ADR) süreçlerine dair stratejik bir bakış açısı sunmakta olup, somut sözleşme uyuşmazlıklarında uygulanacak ticari hukuki temsil yerine geçmez.

    Son güncelleme: 10 Ağustos 2026.